Zuğaşi Berepe
İgzas Kapak
İGZAS
Yapım: Ada Müzik
Co-Production: Devrim Karaoğlu-Erol Çay
Stüdyo: Ada
Kayıt: Devrim Karaoğlu-Metin Kalaç
Mix: Devrim Karaoğlu
Mastering: Devrim Karaoğlu-Ethno One Studio
Düzenlemeler: Zuğaşi Berepe
Yrd. Düzenlemeler: Devrim Karaoğlu-Erol Çay
Grup Fotoğrafları: Kerim Ayhan Yanık
Kapak Tasarımı: Celal Erciyes
Grafik Uygulama: Medea İletişim
ZUĞAŞİ BEREPE
Kazım Koyuncu: vokal, akustik gitar, geri vokal
Cafer İşleyen: bas gitar, percussion, flüt, geri vokal
Gürsoy Tanç: elektrik gitar, 2'de nefes
Uğurcan Sezen: keyboard
Zülküf Murat Dilek: davul
Mahmut Turan: gudastviri/tulum
Metin Kalaç: kayıt ve akıl
Mehmedali Barış Beşli: vokal, geri vokal
Devrim Karaoğlu b4 ve a2 geri vokal
Özkan Kurt a2'de geri vokal.
Erol Çay 1,2,4,8,9'da shaker çaldı.
Xrist̆ana/ Aralık 1998
CD Ön / Kit. S.-1:
CD Arka Kapağı:
MA A K̆OÇİ VORE 04.56
ENEL HAK 06.38
KƷAPERİ OROPA 06.10
AR T̆İLİFONİ 06.04
KA TUN MİTA XENDASOÇ 04.58
ANLAT BANA 03.38
DADİŞK̆İMİ 04.06
SOPEZ GULUR 04.27
İGZAS 05.36
CD Kit. S.2-3:
CD Kit. S.4-5:
CD Kit. S.6-7:
CD Kit. S.8-9:
NAŞK̆VİT ÇAÇXALAY P̆ERUMADERE!
FIRTINA'DA SANTRAL İSTEMİYORUZ!
Dünya, her yandan insanların verdiği zararlara bir tükenişin içinde. İnsanın doğaya doğa dışı müdahaleleri sonumuzu hazırlıyor. Bu bağlamda Türkiye'de anti-ekolojist politikalar izlemekten geri durmuyor. Bergama ve Artvin'de siyanür zehiriyle altın aranması, Akkuyu'da nükleer santral, yargı kararlarını hiçe sayarak Gökova'da termik santral yapılmaya çalışılması, diğer bir çok evrensel yanlışın önünde duruyor. Şimdi de dünyanın sayılı doğal alanlarından biri olan Fırtına Vadesi'nde hidrolik santral kurulmaya çalışılıyor. Bu santralin coğrafyamıza kurulmasının sonucu vadide yaşayan hayvan türlerinin yok olması, tarihi evlerin yıkılması, binlerce ağacın kesilmesi, iklimsel değişiklik velhasılı kelam kültürel ve doğal mirasımızın yok olması olacak. Çocukken yakaladığımızda olağanüstü güzelliğiyle 'inexi' (denizalası) artık ancak hafızalarımızda yaşatacağımız bir eski zaman balığı haline gelecek. Fırtına Vadisi ile birlikte çocukluğumuz da yok olacak. Çay endüstrisi ile başlayan iklimsel değişiklik, santralle birlikte çığırından çıkacak! Evet ya santral ve felaket ya da 'çocuklarımızdan ödünç aldığımız' bu dünyanın cenneti. Hayır, Fırtına'da santral istemiyoruz!
CD Kit. S.10-11:
Kazım Koyuncu
Çok iken bir şeydik, bir iken çok şey. Acı biber turşusu yedik. Otuz metrekarede her şeyle çok seviştik.
Toprak sahipleri, çokuluslu şirketler ve işbirlikçi yerlileri, çete sahipleri ve yalakaları, baş ve bakanları, milletlerin bekçileri ve sürülerinin olduğu yerde yer kavgası vermedik. Hiçbir yerdeydik.
Gürsoy Tanç
İntihar saldırısı halindeki martıların susam taneleriyle kandırıldığı bir dönemde, kara kutularındaki gizlere olan merakımız çocukluğumuz.
Şimdilerde bir çıngıraklı yılanın kuyruğundan bir gelinciğe adanan atonal serenadlar zorluyor kapımızı.
Uğurcan Sezen
'Niceleri kendi zincirlerini çözemezler de dostlarının azatçısıdırlar. Kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız. Önce kül olmadan kendinizi nasıl yenileyebilirsiniz?' Nietszche, 'böyle buyurdu Zerdüşt'
Metin Kalaç
Kimse yok mu?
Mahmut Turan
Tulum çalmak benim için çok güzel bir şey. ZB'de tulum çalmak çok hoş, kendimi ayrı bir dünyada hissediyorum. ZB ile birlikte müzik yaparken kendimi daha özgür ve serbest hissediyorum.
Cafer İşleyen
a r t̆ i l i f o n i
Yaşam rüyadayken çalan bir telefon kadar korkunç, bir telefon konuşması kadar gerçek ve bir telefon ayrılığı kadar ikiyüzlü.
Zülküfil Murat Dilek
Severiz, bekleriz.
Mehmedali Barış Beşli
Dünyanın üzerinde kötülük hüküm sürüyor. Çoğu kez karşımıza egemenlerin tahakkümü olarak çıkıyor bu. Ve hayatın varlığından beri varolan ölüm. 'İgzas' daha çok hayatımızın doğum-ölüm yolculuğunu anlatıyor. Aşk ise bu dünyanın anlaşılırlığının dışında bir ada. Sürekli dibe gömülen.
İşte müziğimiz kötülüğe karşı yapılan büyü gibi. 'Didamangisa'larla, 'k̆ankuşbadi'lerle, 'ç̆ink̆a'larla yapıyoruz bunu. Lazca. Belki bir tek kendimizi büyüleyebildiğimiz bu büyünün dili. Kadim, direngen ve ölümlü.
Haydi gidelim.
CD Kit. S.12-13:
CD Kit. S.14-15:
WHO ARE THE LAZ?
The Laz are one of the peoples of Turkey, having their cultural roots in the Southern Caucasus. They settled in the townships of Pazar, Ardeşen, Fındıklı, Arhavi and Hopa on the Eastern Blacksea of Turkey. Besides shores of Turkey. Besides there is a large group of Laz people in the Marmara region, who migrated there in the19th century. The number of Laz population in Turkey is estimated 1.500.000. Batum, a town which today lies within the Georgian borders, has a Laz population of about 5.000, in addition to this, a large majority of the Georgian and Abkhazian population consist of Mingrels, which one might define as Christian Laz.
WHAT LANGUAGE DO THE LAZ SPEAK?
The Laz speak in Laz language , which is one of the Southern Caucasian language group, which consist beside Laz/Mingrel of the Georgian and Svan languages. Today the Laz language is writtenwith an alphabet of 35 letters (1984), based on Latin letters. It is also possible to write the Laz language with the Georgian alphabet.
AND ZUĞAŞİ BEREPE
The members of the group, who noticed that the Laz language is under the threat of disappearing, started singing Laz songs in 1993 in order to resist to this threat and to realise their individual existence. That was the starting point.
As the time passed, the group found to its oppositional identity. It has been identified with the terms freedom, equality, opposing war, consciensious objection, cultural rights and gren concepts. They wrote a song for Ernesto 'Che' Guevara. They were inspired by him. With its music and the language it uses the group was different from other oppositional circles in Turkey. In spite of this they went through singing their songs at oppositional meetings.
NƷAŞA EXTİT! / GÖKYÜZÜ KADAR TEŞEKKÜRLER!
Piya Kolektifi; Yan yana durabildiğimiz için,
Ada Müzik; ardına kadar açtıkları kapıları ve sabırları için,
Saim Ünal; bizimle birlikte uykusuz geceleri çoğaldığı için,
Hediye Abla; kahrımızı çektiği için,
İhsan Apça; duyarlılığını ve ilgisini hissettiğimiz için,
Hikmet Akçiçek; 'Ka Tun Mita Xendasoç'un çevirisi ve telaffuzundaki yardımları için,
Xasan Helimişi; yıllar önce Gürcistan'da onlarca kayıt yaparak bize 'Sopez Gulur'u söyleme imkanı da verdiği, şiirleri ve resimleri, 'Skidalaşen mana mançen, kebzdi / Ma ham dunyas hem dunyaşi derdi va bzdi' dediği için,
Nuri Duduşi; yıllar önce Lazca şiirler yazıp, bize 'Dadişkimi'nin sözlerinde verdiği fikir için,
Kamil Aksoylu Mununişi; 'Bruxel-Live' özel CD'mizin insanlara ulaşmasında gösterdiği yoğun çabaları için,
Medea İletişim; albüm kapağı uygulamalarına katkıları için,
Filiz ve Ali Elver; albümün hazırlığında evlerini stüdyo olarak tahsis ettikleri için,
İlhan Yabantaş; 'Anlat Bana' ile bize hala omuz verdiği için,
Devrim Karaoğlu,
Erol Çay ve
Metin Dülger; yurtdışında ve bu albümde bize verdikleri destek, bu albümü 'kendi albümleri' olarak gördükleri için,
Kerim Ayhan Yanık; bizim için deklanşöre basmaktan çekinmediği için,
Celal Erciyes; dostluğu ve dostluğu kadar güzel tasarımları ve anlatamayacağımız şeyler için,
Çiğdem Şahin; sevk ve idaredeki başarıları için,
Aylin Çalap; kıymetli parmakları için,
Vuslat Kılıçkaya; şarkılarımıza olan inancı için,
Özkan Kurt, Maria Parisi, Dimitris Voglis, Hüseyin Cebeci, İsmail Avcı Bucaklişi, Salim Önal Şeremeti, Barış Açıkmeşe Xomenca, Şendoğan Yazıcı Osmayici, Muammer Muti Eren, Nihat Akdağ İbişi, Nizamettin Akdağ İbişi, Özcan Sapan Spayi, Mevlüt Gürkan, Emine Tak, Pınar Korun, Gabriele Ohl, Yavuz Erenler, Avni Başaran Kabosmani, Kuzey Müzik, 'Bruxel-Live' özel CD'mizi koleksiyonlarına katan dostlar, Annelerimiz, Babalarımız, Kardeşlerimiz…
CD Kit. S.16: